Randevu ve bilgilendirme için, haftanın her günü 09:00 - 22:00 saatleri arasında (+90312) 219 2233 numaralı sabit hattan bizi arayabilirsiniz.
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelik Takibi) Uzmanı
Fonksiyonel tıp ve biyoeşdeğer hormon tedavisi, özellikle kadın sağlığı, perimenopoz ve menopoz döneminde ortaya çıkan hormonal değişikliklerin yalnızca belirtiler üzerinden değil, bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesini amaçlayan yaklaşımlardır. Bu süreçte hormon düzeylerinin yanı sıra uyku, beslenme, stres, bağırsak sağlığı, metabolik durum ve yaşam tarzı gibi hormonal dengeyi etkileyebilecek birçok faktör birlikte ele alınır.
Biyoeşdeğer hormon tedavisi ise ihtiyaç duyulan hormonların kişiye özel olarak planlanmasını esas alır. Fonksiyonel tıp yaklaşımıyla birlikte değerlendirildiğinde amaç yalnızca ateş basması, uyku bozukluğu, vajinal kuruluk veya enerji kaybı gibi menopoz belirtilerini yönetmek değil; kadının genel sağlığını, yaşam kalitesini ve sağlıklı yaşlanma sürecini bütüncül olarak desteklemektir.
Fonksiyonel tıp, kronik hastalıklara hasta merkezli bir yaklaşım sunan bir tıp modelidir. Hastalıkların oluşma sebebine odaklanır ve bu şekilde hastaların daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla tedavi edilmesinin yolunu açar.
Fonksiyonel tıp alanı kronik hastalıkların tedavisine yenilikçi ve bütüncül bir yaklaşım getirir. Ayrıca hastalıkların tedavisinden daha önce hastalıkların önlenmesine odaklanır. İlaçlardan çok beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine öncelik verilir.
Fonksiyonel tıp uzmanları olarak hastanın detaylı bir öyküsünü alırız. Bunu yaparken hastanın yaşam tarzına odaklanırız. Örneğin uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları, egzersiz, sigara, alkol kullanımı gibi konularda detaylı bilgi almaya çalışırız. Bu bilgileri kullanarak var olan durumunuzun sebebini bulmaya çalışırız. Hastalığa zemin hazırlayan genetik ya da yaşam tarzınızla ilgili faktörleri anlamaya çalışırız. Örneğin kötü beslenme, stres, toksik ve zararlı maddelere maruz kalma, alerjenler ve bozulmuş bağırsak sağlığı gibi konulara odaklanabiliriz.
Bu değerlendirmelerden sonra sıra sizin yaşamınızda bazı değişiklikler yapmaya hazır olup olmadığınız konusuna gelir. Size özel bir sağlıklı yaşama planı oluşturarak buna uyumunuzu sağlamak hedeflenir.
Burada bütüncül bir yaklaşımla hareket edilir. Bu planda yaşamınızda değiştirebileceğiniz beslenme, uyku, egzersiz gibi alanlar mevcut olur. Aynı zamanda zihinsel ve duygusal sağlığınıza da odaklanırız.
Kadın hastalıkları alanında fonksiyonel tıp uzmanları olarak belirtilerin tedavisinden çok, hormonal ve üreme sağlığı ile ilgili problemlerin sebeplerine odaklanıyoruz. Örneğin adet sancısı belirtisinden daha çok bu sancının kök sebebine odaklanıyoruz.
Herkese aynı tedavinin uygulanması yerine kişiye özel seçenekler sunmaya çalışıyoruz. Belirtileri baskılayacak ilaçlar ya da radikal cerrahi tedaviler yerine kadının üreme sistemi ve organlarını tüm vücut parçaları ile bağlantı içinde ve bir bütün olarak değerlendiriyor ve buna yönelik değişiklikler planlıyoruz. Örneğin bağırsak sağlığı, karaciğer detoksifikasyonu, stres ve inflamasyon direkt olarak hormonal denge ve longevity üzerinde etkilidir.
Biyoeşdeğer hormon tedavisinde kullanılan hormon preparatları vücudun ürettiği ve menopozda seviyesi çok azalan doğal hormonlarla moleküler olarak aynı yapıya sahiptir.
Uygulama yolu ise genellikle, karaciğerden geçişi azaltmak için ağızdan tablet şeklinde değil, cilde sürülen jel, krem veya yapıştırılan bantlar şeklindedir. Bazı durumlarda lokal etki için vajinal tablet ya da kremler kullanılabilir. Ağızdan alınan ilaçlar karaciğerde metabolize olduğu için hem pıhtılaşma riskini artırabilir hem de hormonlar farklı ve istenmeyen metabolitlere dönüşebilir.
Tedavi oldukça kişiselleştirilmiş bir şekilde uygulanır. Herkese aynı doz yerine, hastanın belirtileri, muayene bulguları ve kan testleri değerlendirilerek kişiye özel doz ayarlaması yapılır.
Aynı zamanda hastaya bütüncül destek sağlanır. Yani hormon tedavisinin yanında hastanın uyku, beslenme düzeni ve egzersiz programı da düzenlenerek hastanın tedaviden maksimum yarar görmesi sağlanabilir.
Menopoza girdikten sonra ilk beş yıl içinde eksik olan hormonları yerine koymazsak kadınlar vücutlarında bulunan kolajenin yaklaşık yüzde otuzunu kaybederler. Bu kayıp, ciltten, kemiklerden ve kaslardan yoğun bir kayıp anlamına gelmektedir. Bu nedenle tedaviye menopoza girmeden önce perimenopoz döneminde başlayabilmek çok önemlidir. Menopoz sonrası ilk on yıl hormon kullanabilen kadınlarda birçok sağlık riski belirgin şekilde azalmaktadır. Bunlar kısaca:
Hormonlar vücutta anti-inflamatuvar etkiye sahip oldukları için damarları, beyin hücrelerini, kasları, kemikleri, özetle tüm organları koruyucu etkileri vardır. Bu şekilde sağlıklı yaşlanmak mümkün olabilir.
Hormonlar vücutta anti-inflamatuvar etkiye sahip oldukları için damarları, beyin hücrelerini, kasları, kemikleri, özetle tüm organları koruyucu etkileri vardır. Bu şekilde sağlıklı yaşlanmak mümkün olabilir.
Ayrıca hormonlar menopoza geçiş dönemi yani perimenopozda ve menopoz sonrasında oluşabilecek ve kadınların hayatını çok zorlaştıran pek çok belirtinin de azaltılmasını ve hatta yok edilmesini sağlar. Bu menopoz belirtileri aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Bazı hastalarda menopoza geçiş dönemi ve sonrasında bu belirtiler çok şiddetli olabilirken, bazılarında hiçbir belirti olmayabilir.
Ancak hiçbir belirti olmasa dahi eksik hormonların yerine konması çok önemlidir, çünkü bu şekilde yukarıda özetlenmiş olan uzun dönem sağlık risklerini azaltmak mümkün olabilir.
Menopozda biyoeşdeğer hormon tedavisinde yerine koyduğumuz hormonlar:
Estradiol hormonunu cilde sürülen krem, jel ya da yapıştırılan flasterler ile vermek mümkündür. Bu şekilde verildiği zaman, aynı ağızdan kullanılan ilaçlar gibi, ciltten emilerek kana karışır, tüm vücutta ve pek çok organ sisteminde etki gösterir.
Ayrıca vajinal bölgeye özel, lokal etkili vajinal estradiol tablet ve kremleri de mevcuttur. Bunlar menopozda görülen hormon eksikliğine bağlı ürogenital sendromu engellemek için kullanılırlar. Bu sendromun belirtileri:
Progesteron hormonu ağızdan ya da vajinal yolla uygulanabilen bir preparattır. Ancak biz genellikle vajinal yolla uygulanmasını tercih ederiz. Progesteron hormonu kullandığımız estradiolün rahim duvarını kalınlaştırıcı etkisini nötralize eder. Bu nedenle rahmi olan kadınlarda kullanılması zorunludur. Ayrıca menopozda görülen duygudurumla ilgili belirtilerin tamamına iyi gelir. Örneğin uyku sorunları, anksiyete, depresyon, tolerans azlığı, sinirlilik gibi belirtiler progesteronla düzelir.
Testosteron hormonu ise cilt yoluyla krem şeklinde uygulanabilir. Gerek yaşam enerjisi gerekse cinsel isteği artırmada etkilidir. Ayrıca zihinsel fonksiyonları iyileştirir, hafıza ve konsantrasyon problemlerini düzeltir.
DHEA (Prasteron) nadiren vajinal yolla verilen estradiolün yeterli olmadığı hastalarda, vajinal DHEA hormonu da krem şeklinde uygulanabilmektedir. Bu molekül hücrenin ihtiyacına göre hücre içerisinde hem östrojene hem progesterona dönüşebilir.
2002 yılında yapılan WHI çalışmasından sonra medyada hormon kullanımının kansere yol açtığı ile ilgili ciddi korkuya yol açan bir kampanya başlamıştır.
Oysa ki bu çalışmada kullanılan hormonlar ağızdan verilen ve hamile at idrarından elde edilen farklı bir östrojen molekülü idi (konjuge equine östrojen).
Yine bu ilaçların içinde sentetik östrojene ek olarak sentetik progesteron molekülü bulunmaktaydı. Ayrıca çalışma yaş grubu ortalaması da 60 yaş üzeri kadınlar olduğu için sonuçları çok yanlış yorumlandı. Gerek kalp krizi riski gerekse meme kanseri riskinde artış olduğuna dair yanlış sonuçlar çıkarıldı. Bu çalışmada meme kanserinin daha fazla görüldüğü grup, sentetik östrojen ve progesteronun bir arada verildiği gruptu. Tek başına östrojen alan hastalarda ise meme kanseri daha az görülmüştü.
Bugün kullandığımız cilt yoluyla uygulanan biyoeşdeğer hormonların meme kanseri açısından güvenli olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda kalp krizi oluşumunu azaltırlar ve cilt yoluyla uygulanan biyoeşdeğer hormonlar, pıhtı oluşma riski bulunan hastalarda da güvenle kullanılabilirler.
Biyoeşdeğer hormonlar kansere yol açmaz; ancak vücutta hâlihazırda var olan veya genetik olarak yatkınlığı bulunan hormona duyarlı tümör hücrelerinin büyümesini uyarabilir. Bu nedenle tedavi öncesinde mamografi, meme ultrasonu ve detaylı jinekolojik check-up yapılması kritik önem taşır. Ayrıca tedavi boyunca hastaların düzenli olarak jinekolojik kontrolleri ve meme kontrolleri yapılır.
Tartışılan diğer bir konu da endometrium (rahim iç duvarı kanseri) konusudur. Estradiol tek başına kullanılırsa rahim duvarında kalınlaşma ve uzun dönemde endometrium kanseri riskinde artışa yol açabilir. Ancak biyoeşdeğer progesteronla beraber kullanıldığı takdirde, endometrium kanseri riskinde artış olmaz, hatta aksine bu doğal hormonları kullanan hastalarda rahim kanseri riski azalır.
Bahsedilen biyoeşdeğer hormon tedavileri, tüm diğer ilaç tedavilerinde olduğu gibi doktor kontrolünde uygulanmalıdır. Tedaviye başlanmadan önce ve başladıktan sonra düzenli takip ve doktorunuzun önerdiği testlerin uygulanması, tedavinin güvenliği açısından ciddi önem taşır.
Biyoeşdeğer hormon tedavisine başlama zamanı kişinin yaşı, menopoz evresi, belirtileri ve sağlık geçmişine göre belirlenir. Menopoza geçiş döneminde sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu, vajinal kuruluk veya yaşam kalitesini etkileyen diğer belirtiler ortaya çıktığında hormon tedavisi açısından değerlendirme yapılabilir.
Menopoz döneminde kilo artışı ve özellikle karın çevresinde yağlanma; yaşlanma, hormonal değişimler, kas kütlesindeki azalma, uyku ve yaşam tarzı gibi birçok faktörle ilişkilidir. Hormon tedavisinin tek başına doğrudan kilo alımına neden olduğu söylenemez. Tedavi sürecinde beslenme, egzersiz, uyku ve metabolik sağlık birlikte değerlendirilmelidir.
Hormon tedavisinin kanser riski üzerindeki etkisi kullanılan hormonun türüne, dozuna, uygulama yoluna, tedavi süresine ve kişinin bireysel risk faktörlerine göre değişebilir. Özellikle meme ve endometrium sağlığı açısından tedavi öncesinde kişisel ve ailesel öykünün değerlendirilmesi, gerekli kontrollerin yapılması ve tedavi süresince düzenli takip önemlidir.
Geçirilmiş veya mevcut hormona duyarlı bazı kanserler, açıklanamayan vajinal kanama, bazı pıhtılaşma hastalıkları, aktif karaciğer hastalıkları ve belirli kalp-damar hastalıkları hormon tedavisi kararını etkileyebilir. Bu nedenle biyoeşdeğer hormon tedavisi herkese otomatik olarak uygulanmaz; kişinin tıbbi öyküsü ve riskleri değerlendirilerek karar verilmelidir.
Menopoz döneminde tedavi planına göre estradiol ve progesteron başta olmak üzere farklı hormonlardan yararlanılabilir. Bazı seçilmiş hastalarda testosteron veya DHEA da değerlendirilebilir. Hangi hormonun kullanılacağı ve hangi dozda verileceği kişinin belirtilerine, rahmin bulunup bulunmamasına ve klinik değerlendirmeye göre belirlenir.
Tedavinin etkisinin ortaya çıkma süresi kişiden kişiye değişebilir. Sıcak basması, gece terlemesi veya uyku ile ilgili bazı yakınmalarda ilk haftalarda değişiklik fark edilebilirken, tedavinin genel etkisini ve uygun dozunu değerlendirmek için da